17 Mayıs 2020 Pazar

İNSAN EŞİTTİR KÜLTÜR



           Kültür, bir toplumun duruş düşünce tarzının geçmişten gelen atalarının geleneksel kökleriyle vücut bulduğu insanlarda toplum olarak yansımasıdır.

        Toplumları oluşturan en küçük unsurlar ise kişilerdir. Yeni tanıştığınız biri ile  tanıştıktan sonra kültür seviyesi buymuş ya da şöyleymiş diye düşünmeyiz. Zevklerimiz, paylaştığımız anlar önemlidir. Kime göre, neye göre kültür anlayışımız sordunuz mu kendinize bu soruyu? Üniversite okuyan, hatta yüksek lisans yapmış biri mi? Bu tarz  insanların hepsini söylemiyorum. Ayrı tuttuğum, aydın insanlar var tabi ki;  ama günümüzde  benliğinden uzaklaşmış, egosu ile ön plana çıkmış, okumuş yüksek okul bitirmiş insanlar var. Yakın bir zamanda haber olarak önümüze çıkan bir dekanın kamerasını  açık kaldığının farkında olmadan "Kız öğrencilerin fotoğraflarına bakarız." diyerek gündem olması ve istifa etmesi gelmişti. Şimdi bu insanın ne olarak düşünelim? "Aa koskoca dekan ne söylemiş de istifa etmiş?" diyen bir kitlenin olduğunu  bile görüyoruz. Kültür okul bitirmekten oluşmuyor. Okul bizim gelişmemizde sadece  bir basamak. Aldığımız diploma sadece iş görüşmelerinde fotokopi olarak dosyada yerini alıyor. Diplomaya bakıp "Aa ne kadar iyi okumuşsunuz. Ne kadar geliştirmişsiniz." demiyorlar.14 yıllık iş hayatımda bana diyen olmadı.

         Her birey kendi kültürünü dış dünyaya kişilik olarak sunuyor. Karşımıza neyin çıkacağını bilemiyorsunuz bu hayatta. İşte böyle bir gündü. Soğuk bir kış günü kızımı okula bıraktıktan sonra,  her gün önünden geçtiğim ayakkabı boyacısını gördüm. Aklımdan botlarımı boyatmam gerektiğini düşünürken kendi kendime  amcanın karşısında buldum kendimi. Botlarımı çıkardım ve tabureye oturdum. Son derece güleç, sevimli  olan bir amcaydı. Başladık sohbet etmeye... Bana bir de sıcak çay aldı. Karşılıklı hem çay içiyoruz; hem de birbirimize sorular sorarak birbirimizi tanıyoruz. Ben cok okurum dedi. Bunu söylediğinde gazete falan diye düşündüm. Amca. romanım ben dedi. O botlarımı boyarken kitaplar okuduğunu ve bundan cok mutlu olduğunu söyledi. Şaşırmıştım. Niye şaşırıyorsam ? Filan kitabı okudun mu? Bu kitabı okumalısın diye birbirimize sunumlar yapıyorduk. O çay ve sohbet, o kadar iyi gelmişti ki; yanından ayrıldığımda bir insan daha tanıdım  diye düşüncelere dalmışken yüzümde kocaman bir gülümseme ile  kendime geldim.

         Kendimi sorgularken bir çok düşünce geldi aklıma. Boyacı amcanın kitap okumasına şaşırdığım için kendime kızıyordum. Kültür bir insanın hangi yönünü oluşturuyordu? Ya da ne olmalıydı? Hadi size soruyorum kültür insandaki yeri nedir? Benim düşüncem kişiliği ve yaşam tarzı kendinizi geliştirin. Kişilik maneviyat ruhunuzu sadece göz ile görmek değil de gönül gözüyle görmek sadeleşmek her şeyi anlamak.

         Hayatınızın doğruluk listesini çıkarın. Statünüz, unvanınız, ya da bir hiç iseniz koşullar ne olursa olsun doğrularınızdan vazgeçmeyerek çıkar gözetmeden arkasında durun. Bunun sonucu sizi üzse bile doğru davranışınızı sergilemekten asla vazgeçmeyin. Duruş, kişilik, kültür bu dünyadan göçüp gittiğimizde elinizde kalan karneniz. Nerede ne olarak çalıştığınız değil;  unvanınız değil; düşünceleriniz  ve nasıl bir insan olarak bu dünyadan gittiğiniz konuşulur.

      İki yıl önce bıraktığım yoğun iş temposundan sonra bu süreçte mutlu olduğum sadece  hobi olarak yaptığım kitap okumak, spor yapmak, tanımadığım insanları dinlemek, sorgulamak şimdi  yaşam şeklim oldu. Okudukça, izledikçe gözlem yaptıkça büyüdüm. Kendi dünyamdan sıyrılıp başka insanların düşüncesi olamak istedim. Bu hayata bir iz bırakmak istiyorum; bırakıyorum. Derin bir uykuydu uyandım. Var oluyorum. Bazı uyanışlar doğmaktır. Ben de yeni doğdum.
                                                 
                                                                                    SEVGİLER...