Uzun bir aradan sonra herkese merhabalar...
Hiç düşündünüz mü? Duygularımız hayatımızı ne kadar yönlendirebiliyor. Ya da biz ne kadar kendimizin farkında olup yön verebiliyoruz. İşte benimde çok sonra farkına vardığım KENDİMİ biraz sizinle paylaşmak istiyorum.
İnsan, varoluştan bu yana kendini hayatın akışına kaptırıp belli bir düzen üzerine devam ediyor. Aldığımız görgüler, atalarımızdan geçen her deneyimi bir şekilde hayatımıza adapte ediyoruz. Fikirlerimiz, duygularımız, yaşam tarzımız atalarımızı bir nevi taklidi olarak yaşamımıza devam ediyoruz. Tabi bir farkla çağ farkıyla. Günümüz koşullarına baktığımızda yaşam koşullarına bağlı iş hayatımız, aile hayatımız bile belli bir rutinle devam ediyoruz. Evde kaldığım sürece bu durumu kendimde çok daha iyi analiz ettim. "Ne istiyorum? Hangi konularda sabit fikirliyim?" derken dikkatimi çeken farklı hayatlara farklı düşüncelere karşı çıkarken neye karşı çıktığını bilmeden karşı çıkıyorsunuz. Fark etme süreciniz başladığınızda da ne kadar boş düşündüğünüzün farkına varıyorsunuz. Bu fark etme sürecinde karşı olduğumu düşündüğüm konuları ele alarak yorumlamaya başladım. Tarihe ismini onuruyla yazdıran bir devrimciyi bir de pişmanlık yasasından faydalanmış bir teröristin itiraflarını inceledim. Devrim adına yıkanan beyinleri okudum. Duymadığım hayal edemeyeceğim düşüncelerle karşılaştım. tarihe ismine yazdıran devrimcilere ait her türlü yazıyı kitabı okurken bir teröristin düşüncelerini okumak, duymak, istemiyorsunuz. Bilgi düşünce yapısını ve nasıl bir dünyaları var. hepsini öğreniyorsunuz. Savunduğunuz düşüncelerinizin altını dolduruyorsunuz bilinçli ve öğrendiğiniz her düşünce sizi daha iyi hissettiriyor ve öz güven bilinci yaşıyorsunuz. bu da yaşanılası bir duygu. Sözün kısası yargıladığınız her düşünceyi önce anlayınız. Yargıladığınız her kişiyi anlayınız Bu duyguları yaşadıkça daha sakin ve sinirlenmeyen bir yapıya dönüşüyorsunuz. Kendim bizzat böyle oldum..)
Hayatta doğru doğrudur. Bir çok düşünce ile karşılaşırsınız. Bu düşünceyi alıp hayatınızın odak noktasına koymazsınız. Muhakeme eder; akıl süzgecinden geçirdikten sonra doğrularınızın yanına koyarsınız. Toplumda sıkça gördüğüm davranış şekline bir örnek: Din olarak bakalım. Din olarak niye ele alıyorum tüm dünya din adı altında yönetilmeye çalışıldığından toplumda ki , algı günah, sevap olarak yön verildiği için çoğu insan hayatına bu pencereden bakıyor. Her şeyi hocaya soruyor. Ya da okuduğu bir yazardan etkilenip onun düşünce yapısını doğru bulup biat ediyor. Örnek Hala günümüzde "TANRI" kelimesini kullandığınızda çevrenizdeki kişilerden tepki alıyorsunuz. 21. yüzyıla gelmişiz hala bunu tartışıyoruz. Düşüncelerimiz duygularımıza ve davranışlarımıza dönüştüğünde tıkanıp kalıyoruz. Bu ülkede bir Tanrı bir de kadın anlaşılmadı. Bu iki konuda toplum manipüle edildi. Edilmeye de devam ediliyor.
Hayatta kimsenin yancısı olmayın. Kendi fikirlerinizi ve karşınızdaki insanların düşüncelerine saygı duymayı kabullenmeyi öğrenmeliyiz. Ayşeci, Ahmetci değil doğru davranış içinde olun. Yaşadığımız hayatta herkeste gördüğünüz yanlışına yanlış demelisiniz. Birinin yanlışını görüp insanı ilişkileriniz iyi diye onun yanlışını görmemezlikten gelmeyin. Duygularınızı çıkar kullanmadan doğruyu savunun ve davranış şekline dönüştürün. İnanın aranızdaki ilişki daha saygılı ve seviyeli oluyor. Yaş aldıkça insan bu duyguları farkına varabiliyor. İnsan her şeyi düşünebilir; ama davranışa eyleme dökmez. Eyleme dönüştürdüğü zaman hayat yaşanmışlık olur. Devrimciler, bilim insanları, filozoflar, düşüncelerini hayata geçirmeselerdi onları tanıyamazdık; bilmezdik. Korkmayın düşüncelerinizi önce duyguya sonra davranışa dönüştürün. Duyguların, düşüncelerin yaş ile bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Duygularımızı yönetirken denge ile yönetmeliyiz. Duygularda ve davranışlarda dengede olmanın çok büyük bir farkındalık ve yaşanmışlık olduğunu düşünüyorum.
Salgın başladığından bu zamana kadar herkes daha çok yalnızlaştı. Kimine iyi gelirken kimine gelmedi. İnsanın alışmak ve unutmak duyguları olduğu sürece bir şekilde üstesinden geliyor Eksisiyle artısıyla bu hayatı kabullenmek ve kendinize teşekkür etmek için geç değil. Daha güzel günlerde görüşmek üzere hoşçakalın. Sağlıkla kalın....) Sağlıklı düşünün.
SEVGİLERİMLE..






